7 Aralık 2015 Pazartesi

TARİF: SÜTLAÇ (Tam Kıvamında)

Sütlü tatlıların şahı, eğer kıvamında yapılırsa da padişahı! İşte ben o aradığım, yumşacık, ne çok katı ne çok cıvık, şekeri tam tadında kıvamı bu tarifle yakaladım; yakalayınca da bırakamadım sık sık yapıyorum :) benim minik kuzum bile kaşık kaşık hüpletiyor!

Malzemeler

  • 2 çay bardağı pirinç
  • 1 lt su
  • 1 lt süt
  • 1.5 su bardağı şeker
  • 3 yemek kaşığı pirinç unu ya da nişasta
  • 1 su bardağı süt
  • 5 damla vanilya özütü ya da 1 paket vanilya
  • yarım limon kabuğu rendesi
  • tarçın
Hazırlanışı

Pirinç 1 lt suda suyunu çekip uzayana kadar haşlanır. Sonra süt eklenir ve kaynamaya bırakılır. 1 su bardağı süt nişastayla ayrı olarak karıştırılır, nişsata eritilir ve yavaş yavaş sütlaca eklenir. Son olarakta şeker, vanilya ve limon kabuğu eklenir, bir taşım kaynatılır ve kaplara alınır. Afiyet olsun :)

TUTKU: TÜRK KAHVESİ


Adını söylediğimde bile kokusu burnuma gelen... Sen taaa Habeşistanlardan Yemenlerden kalk gel, Osmanlı saraylarında baş köşeye kurul, en önemli öğünümüz olan "kahvaltı"ya bile adını ver, kız isteme merasimlerimizin vazgeçilmezi ol sonra da yerin "çay"la kıyaslansın; cık cık cık olacak şey değil! Herkes sana sırtını dönse de ben dönemem gözümün nuru, ciğerimin köşesi Türk Kahvesi! (kalp kalp kalp)

Çocukluğumdan beri sevmedim çayı; öyle ki olurda içmek zorunda kalırsam 1-2 yudum alır oyalanmaya başlarım soğusun da içmeyim diye. Hayatta bana çay kadar zevk vemeyen başka içecek yoktur. Ama ya kahve... Hani uzmanlar çıkıpta "içebildiğiniz kadar için, 3 te için 13 te için" deseler hiç üşenmem, ilk fincanımı içiyormuşum gibi aynı titizlikle hazırlarım onuncu tepsimi: su bardağım, bitter çikolatalarım, hah kolonyamı da dökerim her seferinde, kısarım ocağın altını, ağır ağır pişiririm kahvemi, hüplete hüplete de içerim :) genel de günde 3 fincanı zorlarım.


Benim için kahve içme bahanesi herhangi birşey olabilir (Allahım sigara tiryakileri gibi oldum töbeee); kanaviçe yapmak, örgü örmek, yazmak, çizmek, temizlik sonrası, temizlik öncesi, yemek sonrası, yemek öncesi, bi yere gitmeden önce, bi yerden gelince, misafir gelince, misafir gidince....



Bir tek okulda kahve içememekten şikayetçiyim. Öğretmen olupta tenefüslerde çay içmeyen, bir defa bile, tek insan olarak burdan MEB e sesleniyorum; Lütfen! bari günde 1 kez tenefüste türk kahvesi içme imkanı sunulsun öğretmenlere :( nescafeyle onla bunla uğraştırmasınlar bizi; işte ozaman öğretmenlerdeki şevki, verimi görürsünüz, eğitimimiz hep kahvesizlikten gelişmiyor hahaha (acı gülüş)


Ben kahvenin zararlarına girmeyeceğim, hem neyin zararı yok ki? önemli olan faydasının daha çok olması. Kahve neler yaparmış bakalım;

  • Metabolizmayı hafif de olsa hızlandırıyor, kişinin istirahatte harcadığı enerjiyi arttırıyor.
  • Özellikle beyne olan kan dolaşımını arttırıyor, kişiyi daha dinç hissettiriyor, dikkatin daha da yoğunlaşmasını sağlıyor.
  • Kahve sütle birlikte içildiği zaman, vücuda dengeli protein, karbonhidrat ve yağla birlikte girince kişiyi daha uzun süre yok tutuyor.
  • Insülin direncini kırıcı etkisi nedeni ile kişinin tatlı ihtiyacını azaltıyor. Özellikle canı sık tatlı isteyenler, tatlı yerine kahve içerlerse bu ihtiyacın kaybolduğunu göreceklerdir.
  • Yapılan birçok araştırmada şeker hastalığını önleyici olabileceği bildiriliyor.
  • Alzheimer ve Parkinson hastalığına karşı düzenli tüketimde koruyucu etkisi olabileceği konusunda da araştırmalar var. Yaşlılarda hafızayı güçlendiriyor.
  • Sık migren atağı geçirenlerde beyin damarlarında kasılma yaptığı için migren atağını önleyebiliyor. Ancak çok sık kahve içenlerde kahveyi ani bırakırlarsa migren ataklarının sıklığı artabiliyor.
  • Kahvenin, bağışıklık sistemini güçlendirici ve hastalıklara karşı koruyucu etkisi var.
Hamileyken de tükettim, emzirirken de. Çok şükür bi sıkıntı yaşamadım. Şekersiz içtiğim için kilo problemi de olmuyor elhamdülillah :) Tabi sağlık problemi olanlar dikkat etmeli, kalp çarpıntısı yaptığı bir gerçek. Halihazırda uyku problemi olanlar, uyuyamayanlar da içmesinler zaten. Kahve içipte tak diye uyuduğum çok zaman bilirim, benim bünyede uykuyu etkilemiyor :)

Bıraksalar sabaha kadar anlatırım kahveyi. Mesela şu anda bu postu yazarken de benimle :) ah Kahve... Hayranı çok...
"Kötü bir kahve bile hiç kahve olmamasından iyidir" demiş David Lynch amcamız.
"Kahvenden bir yudum bile almamışsın, korktun mu beni 40 yıl sevmekten?" ah ne derin söylemiş Küçük İskender.
"Kendi mi öldürmeli mi, yoksa bir fincan kahve mi içmeliyim?" diyerek Albert Camus kişisi aslında kahvenin "zihin toparlayıcı" özelliğine atıfta bulunmuş :) (umarım kendini öldürmemiştir!)
T.S.Eliot "Hayatımı kahve kaşıklarımla ölçüyorum" demiş, resmen beni anlatmış. Eliot cığım bu ortak yönümüzü bilseydim, edebiyat derslerinde eserlerine daha da sıkı sarılırdım canım :)
Eğer bu postu sonuna kadar okuduysan (aferin sana!) hadi kalk ve benim için kendine bol köpüklü bir kahve yap, içmeden önce de miss gibi kokusunu içine çek. Kahve de bi tılsım var, kendini o an iyi hissedeceksin; eğer zaten iyiysen daha da iyi hissedeceksin :) Rabbime sonsuz nimetleri için bir kez daha elhamdülillah!

5 Aralık 2015 Cumartesi

TARİF: PORTAKALLI MOZAİK PASTA

Çocukluğumun tatlısı; ben yapamazdim da kuzenime yaptırır yerdim :) Ahhh zaman... Şimdi kendi mozaik pastami yapacak kadar büyüdüm...

Malzemeler
1 paket petibeurre bisküvi (175 gr)
yarım su bardağı süt 
1 su bardağı ceviz
1. 5 yemek kaşığı kakao
2 yemek kaşığı tereyağı 
2. 5 yemek kaşığı şeker
1 adet portakal kabuğu rendesi
Hazırlanışı
Bisküviler iri kalacak şekilde parçalanır. Tereyağı eritilir ve diğer malzemelerin hepsiyle birlikte bisküvilere eklenip karıştırılır. Streç filme sarılır, buzluğa kaldırılır. 2-3 saat dinlendirilip servis edilir. Afiyet olsun :)

KENDİN YAP: DESENLİ KARTONDAN FİGÜRLER

Hep söylerim, funbou iyiki var! Benim gibi bir hobi tutkunuysanız saatlerinizi ve liralarınızı bol bol harcayacağınız bir yer :) Sitede dolanırken renkli karton setini gördüğümde her zamanki gibi "bi şey yaparım ben bunla" dedim ve işte... Mukavvaya farklı şekillerde kuş kalıpları çıkarttım, kartona çizim kestim, sonra da bir sakallı ip parçası onlara dal oldu. Pır pır uçup duruyorlar odamızda :)

Tek bir fil kalıbıyla da bereket filleri yaptım (ki böyle şeylere asla inanmam, sadece dekoratif amaçlı) ipe yapıştırıp astım. Zaten sureti olmayan figürleri hep çok sevmişimdir. Bu arada bereket fillerinin sayısını bir bilgi yarışmasında sormuşlardı. Aklınızda olsun: 7 :)
Ne dersiniz özellikle çocuk odası için iyi bir fikir değil mi? Kızlara kelebekli, erkeklere arabalı...

KENDİN YAP: KUMAŞ BEBEK KİTABI

Hani şu bebek mağazalarının, rengarenk oyuncak bölümlerindeki "ben pahalıyım" diye göz kırpan ürünler rafında hemen hemen her annenin ve anne adayının en az 1 kere dikkatini çeken şu kumaş kitaplar var ya; işte ondan yaptım. Evet onlar kadar parlak, canlı renkli, güzel resimli değil belki ama ben yaptım, kilit cümle burası aslında :) Hep "eğer ben yapabiliyorsam hazırına ne gerek var?" mantığında bi insan oldum. Düğünümde de "Ben kendi eşarbımı kendim yaparım" dediğim için kuaföre (ki zaten makyaj yapmadım), "Kendi fotoğrafımızı kendimiz çekeriz" dediğim için de fotoğrafçıya gitmedim, 2 sene oldu iyiki de yapmamışım diyorum, hiç pişman olmadım :) 
İçimden geliyorsa elimden de gelir, bulup buluşturup yapmaya çalışırım. Oğlum doğmadan bebek şekerleri için (onları da ben yaptım :)) aldığım keçelerden ne yapsam diye düşünürken aklıma geldi. Zaten oyuncak sektörünü hep aşırı ve gereksiz pahalı bulmuşumdur ki anne olunca bunu daha iyi anladım, "ben oğluma kumaş kitap yaparım" dedim ve çektim besmeleyi...
O doğduğundan beri bizim için figür hep minik bir "kuş"tu. Onun için bebek şekerlerimiz, bebek çantamız, yastığımız, yorganımız, bornozumuz (english home sağolsun) herşeyimiz kuşluydu. Sanki okuyabilecekmiş gibi kitabımızın adı bile var :)
Bu tür kitaplarda zaten asıl amaç bebek için mümkün olduğunca fazla duyuya hitap etmesi. Görsel, duyusal, dokunsal... e tabi çocuğa kitabı yediremeyeceğimize ya da koklatamayacağımıza göre en mantıklısı görsele ve dokunsala yüklenmek. Fabrikasyon olmadığından işitsel biraz zayıf kaldı ama sırf sayfalarda şarkı söylüyor diye el kadar kitaba da 60-70 tl veremem! Benim kitabım daha büyük oldu, bence bu da bir avantaj! 
İlk sayfamızda pamuklu çubuk uçlarını kesip yapıştırarak yaptığım kuzu var. Uçları kesip önce bir keçeye yapıştırdım ki daha sağlam olsun diye. Keçeyi de sayfaya diktim. Ayakları pamuklu çubuk sapı. Şimdi burda hemen şu akla geliyor:
soru: o çubuklar oynarken çıkmadı mı?
cevap: Çıktı. Net. Hataydı denemiş oldum. Kuzu bacaksız olabilir ya da yok yok bacaklı olsun ama siz onu da kumaştan yapın. Benim amacım "daha farklı malzemelere dokunsun"du ama pamuklu çubuk sapına dokunmadan da zekası gelişebilir neticede.
 2. sayfada eski bir tunik kumaşından diktiğim çilek var (eski, artan, gereksiz, el kadar bile olsa, değişik kumaşları saklarım ki aile içinde bu "biriktiriciliğim" beni "çöpçü" yaptı ama napiyim işime yarıyorlar; taaa yeni evlendiğim zamandan kalma tunik kumaşı 2 yıl sonra oğlumun kitabında bir çilek oldu fena mı?) çimler jüt kumaştan, geri kalan yerler keçe. Çileğin içinde poşet var ki sıktığında cıvış cıvış etsin (işitselin tavan yaptığı an!) üstünde de Fransız düğümünden minik çekirdekler var -dokunsal.
3. sayfada yine keçeden, ama bu kez renkler farklı, bir şemsiye var, tepesinde düğme -dokunsal, sapı da pipetten (evet bu da çıktı ama şemsiyeye dikmiştim o yüzden tepeden sabit sadece). 
4. sayfada da ince saç bonesinden bulut, yumşacık -dokunsal.

 5. sayfada dondurma toplarımız keçeden, üstündeki süsler boncuktan -dokunsal. Boncukları tek tek diktim o yüzden çıkma ihtimali yok. Külah çöp şişten (farklı bi materyal olsun istedim), yapıştırdım ama onlar diğerleri gibi çok çıkmadılar. 
6. sayfa da ağaç keçeden, elmalar düğme -dokunsal. Zeminde çiçekli bi kurdale var -görsel. Düğmeleri de tek tek diktiğim için çıkma ihtimlali yok.
En arkasında da hama boncuklarıyla isminin baş harflerini yazmıştım ama bunları parçaladı :) Evet tehlikeli malzemeler var içinde ama zaten gözetimsiz oynatmamamız lazım. 
Bu kumaş kitap 5 aydır bizimle. Öyle çok aktif olmamakla beraber bazen alıp bakıyor. Artık sayfalarını çevirebiliyor, kuzunun bedenini okşadığında pamuklu çubukları farkedip onlara tek tek dokunuyor, çileği yemeye çalışıyor ya da avucunun içinde sıktığında poşeti farkediyor, şemsiyenin tepesindeki düğmeyi hemen buluyor, bulutu eliyle çekiştirip sağa sola dağıtıyor, dondurmanın üzerindeki boncuklara tek tek dokunuyor ve ağaçtaki elmaları koparmaya çalışıyorsa bu kitap amacına ulaşmış demektir. 2-3 gün emek verip tek tek elimde diktiğim (evet makina dikişini bilmiyorum ki zaten makinam da yok) kitap paramparça olsa da farketmez :) bir işin sonunda "ben yaptım" diyebilmek ne büyük nimet, bu gücü veren Rabbime Elhamdülillah! Eğer siz de yapmak isterseniz benden size tavsiye; yapın! çünkü insanın yaptığı en anlamlı şeyler evladı için yaptıklarıymış... Kumaş kitap girişimlerim devam edecek inşaallah :)

4 Aralık 2015 Cuma

TARİF: ELMALI TERSYÜZ KEK

Hazır blog alemine hızlı bir giriş yapmışken sıcak sıcak da bir kek tarifi paylaşayım dedim :)


Elmalı Tersyüz Kek Tarifi'nin Malzemeleri

Keki için:
  • 2 adet yumurta
  • 1 çay bardağı yoğurt
  • 1 çay bardağı toz şeker
  • 1 çay bardağı sıvı yağ
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilya
  • 2 su bardağı un
  • 1 kahve fincanı kuru üzüm
Üst harcı için:
  • 3 adet elma
  • 1 tatlı kaşığı tereyağı
  • 2 tatlı kaşığı pekmez
  • 1 çay bardağı toz şeker
  • 1 çay kaşığı tarçın

Elmalı Tersyüz Kek Tarifi'nin Yapılışı

Tam bir “şu sıcak çayın yanında yapıverip yiyelim” keki, mis gibi elma ve tarçın. :)
Elmalar alacalı soyulup ortaları alınarak dilimlenir. Tavaya tereyağı alınıp eritilir, şeker ve pekmez eklenir, sonra da elma katılır ve karamelize edilir. Tarçını da serpildikten sonra hafif karıştırılıp ocaktan alınır. Kekin pişirileceği yağlı kağıt serilmiş kabın tabanına yayılır ve soğumaya bırakılır. Kek için yumurtalar ve şeker köpürene kadar çırpılır daha sonra sıvı malzemeler eklenir (yoğurt, yağ) iyice karıştırılır. Kuru malzemeler elekten geçirilir ve sıvı karışıma eklenir, çok fazla karıştırmadan elmaların üzerine karışım eşit dökülür. 180 derecede 30-35 dakika pişirilir. Kekimiz soğuyunca ters çevirip yağlı kağıdı yavaşça çekin ve görüntünün tadını çıkartın; ışıl ışıl elmalar. :) Afiyet olsun. :)




DÖNÜŞ...


Bismillahirrahmanirrahim... En son evlendikten 1-2 ay sonra bir blog açmıştım; şu an 2 yıl + 1.5 aylık evli ve 9 aylık bir küçük prens annesiyim gerisini varın siz düşünün artık :) Aslında biçmeyi, dikmeyi, işlemeyi, çizmeyi, gezmeyi, pişirmeyi, yemeyi ve en önemlisi de paylaşmayı; bildiğim, denediğim, gördüğüm, sevdiğim her şeyi paylaşmayı hep çok sevdim ama nedense 1.blog girişimimde başarısız oldum :( Bu kez sebat ederim de hem kendim için hem de okuyanlar için hayırlı paylaşımlar yaparım inşaallah... Hadi başlayalım :)